22 Aralık 2010 Çarşamba

Tuhaf insanlar ve Baudelaire üzerine...

Yüreğin ölümü en kötü ölüm şeklidir. -Oscar Wilde


Serçe kafese girince / Gökyüzü hiddetlenir. -William Blake


Zaman taşımaz hileleri...


Neyi nasıl, niçin yaptığını vurur yüzüne,


Hastalıklı bir rengin çığlığı


kader saklanamaz.


Pencerenin altından geçer


Defineler ararsın


Ve batarsın diplere...


Ama her zaman biri yardım eder...


Düşmezsin


...


Küçük bir evde yaşıyordu Seda. Uzaklarda sevdiği biri vardı, bazen onu ziyarete geliyor, günlerce kalıyor, sonra yine kaybolur gibi uzaklaşıyordu. Yıllardır böyle sürüyordu hayat. İlk zamanlarda duyduğu yalnızlığı da aştı giderek. Artık bildiği bir şey vardı. Bir sabah uyandığında onun gitmiş olabileceği...


...


Şiirler arasında yaşardı Nathan. Yıllarca mimar olarak hayatını kazanmış, sonunda kendini resme vermişti.


Bazı dizeleri çok severdi, büyük kağıtlara yazar, odasına asardı.


Resimlerinin her birinde çeşitli dizeleri bulurdunuz. Baudelaire en sevdiği ozandı.


Bir gün evine biri geldi ama kendisine o kadar çok benziyordu ki; ne yapacağını şaşırdı, heyecanlandı, eli ayağı birbirine dolandı.


Kuzey Dakotalı olduğunu, resmini yaparsa istediği parayı vereceğini söylüyordu. Özellikle birinin resmini yapma fikrinden hiç hoşlanmıyordu Nathan, ama karşısındaki adam ona o kadar çok benziyordu ki, sanki kendi resmini yapacağını geçirdi aklından.


Bir otoportre bile yapsa ona benzerdi...


Kabul etti, adam ertesi gün gelebileceğini söyleyerek ayrıldıktan sonra kendine bir kahve yaptı ve koltuğuna oturdu. Hiç tedirgin olmadığını düşündü.


Ertesi gün erkenden kalktı.


O adamı bir daha hiç görmedi.


...


Biri her zaman yardım eder, düşmezsin.


Başka bir gün aynada okumadığın kitaplar gelir aklına. Başka bir gün pencereden bakar gülersin.


Odasında yıllarca bekleyen birini bilmezsin, zaten kimse de söylemez sana.


Günün birinde öğrenir ama gitmezsin.


Çevrende görmediğin biri için dua da etmezsin, elin ayağın birbirine dolanır, sendeler ama düşmezsin.


Küçük küçük şarkılar ezberleyip komşularına söylersin, karşına iyi bir şarkı çıktığında salonu terkedip gidersin.


Çarşambaları eve geç gelir, perşembeleri neden geç kalktığını bilmezsin.


...


İnsan ne zaman kendini özgür hissetse, baş dönmesi de birlikte gelir.


Farklı olduğunu hissetmenin rahatlığı bir tedirginlik yaratır, tedbirsizliğin yol açtığı huzursuzluk, bireyin yaptığı şey için değil, yapmak zorunda olduğu ve yapabileceği şey için kaygılanmasına yol açar.
M.Güreli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder